TBMM’de ‘Terörsüz Türkiye’ Çerçeve Yasa Tartışması Çılgınca Sürüyor

08.08.2026 - 05:21
YAYINLANMA
4 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

TBMM Adalet Komisyonu, Cumhuriyetin ortasında, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin bir parçası olarak Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere sabah saatlerinde toplanmış. Komisyon başkanı Cüneyt Yüksel’in kılıç gibi keskin sözleriyle toplantı başlatıldı, ancak İYİ Parti milletvekillerinin geç açılan salonun yer yetersizliğini iddia eden şikayetleriyle ortalıkta gerginlik hakim oldu.

Gelişen olayda, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, ‘Terörsüz Türkiye’ çerçeve yasasının af düzenlemesi olmadığını, PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlar için hazırlandığını vurguladı. Gül’e göre, yasa “silah bırakan ve örgütsel faaliyetlerine son veren” grupları hedef alıyor, ama “mahkumiyet” hükümlerini ortadan kaldırmıyor. Bu açıklama, “Benimle gelin mi” gibi bir tını taşıdı, çünkü Gül, kanunun 367 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunulduğunu ve siyasi mutabakatın tarihsel bir adım olduğunu söyledi.

Komisyon başkanı Yüksel, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu tanıttı, ardından kanun teklifinin detaylarına dönüştü. Yüksel, düzenlemenin anayasal yetkinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde kullanılmasının somut bir örneği olduğunu belirtti. “Bu düzenleme, delinmiş bir çiğtildi gibi” diyerek, “kapsamı açık ve istisnalar yok” diye tekrarladı. Yüksel ayrıca, usul tartışmasında ilk imza sahibinin konuşması gerektiğini savundu; bu da İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekillerinin “söz verin” talebine karşı çıktı.

İYİ Parti milletvekili Hakan Şeref Olgun, salonun 10 dakika önce açılmasından şikayet ederek, “yerler milletvekillerinin ihtiyacını karşılamıyor” diyor. O da “başka bir salonda toplantı yapılmalı” istiyor. Fakat Yüksel, salonun “görüşmeler için yeterli” olduğunu, “müşteri gibi” iddialarını yıkıp geçirdi. Bu olay, “sokak haberleri” gibi canlı ve dinamik bir atmosfer oluşturdu.

Kanun teklifinin içinde, “terör suçları” ve “örgüt suçları” gibi unsurların kapsamı net olarak tanımlandı. Gül, “kısım olarak” belirttiği üzere, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen kasten öldürme, 2005 öncesi müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları, düzenlemenin kapsama dahilinde olmadığını açıkladı. Bu açıklama, “nereden geldi bu” diye soran gazetecilerin merakını arttırdı.

Çerçeve yasa, “soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi” konusunda iki dönem belirledi: 15 yıl veya daha az hapis cezası için 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis için ise 10 yıl ertelenme. Yüksel, bu mekanizmanın “somut olgulara ve yetkili makamların kararlarına dayandığını” vurguladı. “Bu, adaletin bir adım geriye gitmesi değil, yeni bir yol” diyerek, “gerçekten bir çare mi, yoksa bir oyun mu” diye düşündürdü.

Toplantının devamında, Gül, “erteleme kararlarının kendiliğinden uygulanmayacağını” belirtti. MGK kararının Resmi Gazete’de yayımlanması şartı olarak öne sürdü. “Bu, bir dizi resmi prosedürün bir parçası” diyerek, “düzenlemenin geçici ve müstakil” olduğunu tekrarladı. Böylece toplantı, kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerle ilerledi.

Gündem, komisyonun önerisini Genel Kurul’a taşımasıyla devam edecek. “Bu yasa ile silahlar susacak, demokrasi ve adalet güçlenecektir” dedi Gül. Sözleri, “güçlü bir mesaj” gibi yankılandı. Öte yandan, İYİ Parti’nin protestoları ve Yüksel’in “söz hakkı” savunması, toplantıya farklı bir boyut kattı.

Söz konusu kanun, “sosyal bütünleşmeyi” ve “terörizmin önlenmesi” gibi kavramları barındırıyor. “Bu yasa, bir yandan adaleti sürdürmek, diğer yandan toplumu birleştirmek için bir çaba” diyerek, “Türkiye’nin geleceği için ne kadar kritik” sorusunu gündeme getiriyor.

Gelişmeler devam ediyor. Bakalım bundan sonra ne olacak?

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
4

Yorum Yap